Cevvela’nın Kitapları

Birçok farklı alanda incelediğimiz kitaplar, kendi potansiyelinizi keşfetmenize ve hayatınıza yeni bir bakış açısı katmanıza yardımcı olacak.

Yargı Gücünün Eleştirisi

Yazar: Immanuel Kant

Kategori: Felsefe

İlk Basım Yılı: 1790

Yayınevi: İdea Yayınevi

Özet:

Immanuel Kant'ın Yargı Gücünün Eleştirisi ...

Devamını Gör

Editör Yorumu: Bu kitap, sadece estetik (sanat ve güzellik) alanında değil, modern felsefenin tamamında bir dönüm noktası olarak kabul edilir. Kant, ilk iki kritiğinde (Saf Akıl ve Pratik Akıl) insan deneyimini ikiye ayırmıştı: Doğa Zorunluluğu: Bilimle kavradığımız, nedensellik yasalarının hükmettiği dünya. Ahlaki Özgürlük: İrademizle kurduğumuz, "olması gerekenin" alanı. Bu iki alan arasında büyük bir boşluk vardı. Yargı Gücünün Eleştirisi, işte bu boşluğa bir köprü atar. Bu köprü, insanın Yargı Yetisi'dir. Kitap, doğadaki güzellik ve amaçlılık deneyimlerimizin, zorunluluk dünyası ile özgürlük dünyası arasında nasıl bir uyum olduğunu hissetmemizi sağladığını gösterir. Bu, Kant'ın tüm sistemini birleştiren deha ürünü bir hamledir. Kant, estetiği basitçe "hoşlanma" düzeyinden çıkarıp felsefi bir disiplin haline getirmiştir. Kitabın en çarpıcı yönleri şunlardır: Çıkar Gözetmez Beğeni: Güzellik yargısının temelinin kişisel çıkardan bağımsız olması gerektiğini söylemesi devrim niteliğindedir. Bir tabloyu "güzel" bulmak, o tabloyu satın alma isteğinden veya kişisel faydadan ayrılmalıdır. Bu, sanatın nesnel yargısı için temel bir kriter oluşturur. Öznel Evrensellik: Güzellik yargısının bir kavram (bilimsel bilgi) olmamasına rağmen, herkesin buna katılmasını beklememiz gerektiğini savunur. Bu, insan zihninin ortak bir yapısı (ortak duyu - sensus communis) olduğunu ima eder ve kültürel göreceliliğe karşı estetik bir zorunluluk arayışını başlatır. Kant, büyüklük veya sınırsızlık karşısında duyduğumuz yüce hissini de mükemmel analiz eder. Yüce, güzel gibi uyum değil, uyumsuzluk ve kaos karşısında ortaya çıkar. Yücenin dehşet verici büyüklüğü karşısında bunaldığımızda, bu fiziksel yetersizlik hissi bizi Aklımızın sonsuzluğunu ve ahlaki üstünlüğünü keşfetmeye iter. Yani yüce deneyimi, en nihayetinde duygusal dünyada ahlaki değerimizin bir yansımasıdır. Sonuç olarak, Yargı Gücünün Eleştirisi, Kant'ın sadece neyi bilebileceğimizi ve nasıl davranmamız gerektiğini değil, aynı zamanda doğayı ve sanatı nasıl hissettiğimizi ve yargıladığımızı da felsefi bir zemine oturttuğu, derinliği ve etkisi tartışmasız büyük bir eserdir. Modern sanat eleştirisinden çevre felsefesine kadar birçok alana ilham vermeye devam etmektedir.

Editör Alıntı: "Tüm sanatlar arasında (kökenini neredeyse tamamen dehaya borçlu olan ve en azından bir ilke ya da örnek tarafından yönlendirilecek olan) şiir ilk sırada yer alır." "İdea aslında bir us kavramını ve ideal ise idea için yeterli tekil bir varlığın tasarımını imler." "Güzel olandan alınan haz, çıkarsız ve ve özgür bir hazdır, çünkü takdir edilmesi herhangi bir çıkar, duyu veya akıl tarafından dayatılmaz." "Herhangi bir şeyi güzel olarak nitelendirdiğimiz tüm yargılarda, kimsenin başka bir görüşte olmasına izin vermeyiz." "Dehâ doğuştan cezbe-şiâr kişidir ki, tabiat sanata onunla kural koyar."

Editör Puanı: 9/10

Okuyucu Puanı: 7.3/10

Yorum Sayısı: 0 yorum yapıldı.

Alıntı Sayısı: 0 alıntı yapıldı.

Sanatın Öyküsü

Yazar: Ernst Gombrich

Kategori: Sanat

İlk Basım Yılı: 1950

Yayınevi: Remzi Kitabevi

Özet: Ernst Gombrich'in "Sanatın Öyküsü" (The Story of Art) kitabı, sanat...

Devamını Gör

Editör Yorumu: Sanatın Öyküsü, bir sanat tarihi kitabından çok daha fazlası; düşünmeye, sorgulamaya ve görmeye davet eden bir metindir._ Ancak özellikle günümüz çok kültürlü dünyasında, daha kapsayıcı bir sanat anlatımı gerektiğini de unutmamak gerekir. Yeni baskılarında bu tür eleştirilerin dikkate alınması, kitabı daha güçlü hale getirebilir. Sade ve Anlaşılır Dil: Gombrich’in en büyük başarısı, sanat tarihini akademik bir “duvar” gibi değil, keşfedilecek bir “yolculuk” gibi sunmasıdır. Karmaşık teorilere boğmadan anlatması, her yaştan okuyucu için erişilebilir kılıyor. İnsan Odaklı Anlatım: “Sanat yoktur, sanatçılar vardır.” diyerek sanatı insani bir perspektifle ele alması çok kıymetli. Tarihi akımları anlatırken, sanatçının niyetini, dönemin ruhunu ve izleyicinin algısını beraber yorumluyor. Zamanlar Arası Köprü Kurması: Kitap sadece kronolojik bilgi vermez; geçmişle günümüz arasında bağ kurar. Örneğin Antik Yunan’daki ideal güzellik anlayışının, nasıl Rönesans’a etki ettiğini gösterebilir. Sanat Tarihine Merak Uyandırması: Bu kitap, akademik bir eğitim almasa bile sanatı seven, galerilere ilgi duyan ya da resim yapmak isteyen herkes için ilham kaynağı olabilir. Birçok kişinin sanat tarihine ilgisini başlatan kitaptır. Batı Merkezli Anlatım: Kitap ağırlıklı olarak Batı sanatına odaklanır. Çin, Hint, İslam veya Afrika sanatlarına yalnızca kısa kısa değinir. Oysa bu kültürler de sanat tarihine çok büyük katkılarda bulunmuştur. Bu yönüyle kitabın evrensellik iddiası sınırlı kalıyor. Kadın Sanatçıların Yokluğu: Gombrich’in anlatımında neredeyse hiç kadın sanatçının adı geçmez. Oysa tarih boyunca birçok kadın sanatçı (örneğin Artemisia Gentileschi) sanat dünyasında önemli izler bırakmıştır. Bu bir eksikliktir. 20. Yüzyıl Sonrasına Yeterince Girmemesi: Kitap, modern sanatın ilk dönemlerine kadar gelir; ancak çağdaş sanata (installation, dijital sanat, performans sanatı vs.) çok sınırlı yer ayırır. Günümüzde sanatın aldığı yönleri görmek isteyenler için biraz “eski moda” kalabilir. Sanatın Politik ve Sosyal Boyutuna Daha Az Değinmesi: Sanat sadece estetik değil, aynı zamanda toplumsal ve politik bir eylemdir. Gombrich bu boyutları daha yüzeysel geçmiştir. Örneğin savaş, devrim veya sömürgecilik gibi konularla sanat arasındaki ilişki daha çok tartışılabilirdi.

Editör Alıntı: "Büyük sanat yapıtlarının tadına varılmasında, alışkanlıklarımızı ve önyargılarımızı aşmaktaki isteksizliğimizden daha büyük bir engel yoktur." "Öğrenmenin sonu yoktur sanatta. Her zaman keşfedilecek yeni şeyler vardır. Büyük yapıtlar, her önünde durduğumuzda, değişik görünürler." "Ne de olsa büyük ustalar bu çalışmalara her şeyini vermiştir. Onlar için acı çekmiş, çok emek harcamışlardır ve en azından yapmak istedikleri şeyi anlamaya çalışmamızı beklemeye hakları vardır." "Bir sanat yapıtı gördüklerinde ona bakmak için durmak yerine hafızalarını kurcalayıp ona uygun bir etiket ararlar." "Sanat diye bir şey yoktur. Yalnızca sanatçılar vardır."

Editör Puanı: 8/10

Okuyucu Puanı: 9/10

Yorum Sayısı: 2 yorum yapıldı.

Alıntı Sayısı: 3 alıntı yapıldı.

Poetika

Yazar: Aristoteles

Kategori: Felsefe

İlk Basım Yılı: 350

Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Özet: Aristoteles’in Poetika adlı eseri, sanat felsefesi ve edebi eleştir...

Devamını Gör

Editör Yorumu: Poetika, edebi eleştiri ve sanat felsefesi açısından devrim niteliğinde bir eserdir. Aristoteles’in tragedya tanımı ve katharsis kavramı, yüzyıllar boyunca edebiyat ve tiyatro eleştirisinde temel bir çerçeve sunmuştur. Olay örgüsüne verdiği önem, günümüz hikâye anlatıcılığına da ilham vermiştir. Ancak, Poetika yalnızca trajedi ve epik şiire odaklanmış olup, diğer sanat türlerine pek değinmemektedir. Komedi üzerine bir bölüm olduğu düşünülse de, bu kısım günümüze ulaşmamıştır. Ayrıca Aristoteles’in sanatın etik boyutuna yaptığı vurgu, sanatı salt estetik bir deneyim olarak gören modern yaklaşımlardan farklıdır. Eserin ikinci kısmı (komedi üzerine olan bölüm) kaybolduğu için Aristoteles’in sanat anlayışı eksik kalmıştır. Eğer bu kısım elimizde olsaydı, sanat felsefesi açısından daha bütüncül bir analiz yapabilirdik. Aristoteles, yalnızca belirli sanat türlerini (trajedi ve epik) ele alır. Bu yüzden müzik, resim ve diğer sanat dallarına dair kapsamlı bir değerlendirme sunmaz. Aristoteles, sanatı ahlaki bir araç olarak değerlendirirken, estetik yönünü geri planda bırakmıştır. Günümüzde sanatın sadece ahlaki bir işlevi olmadığını savunan görüşlerle çelişmektedir.

Editör Alıntı: "İnsanların şu ya da bu nitelikte olması karakterlerine bağlıdır, ama mutlu olmaları ya da tersinin olması eylemlerine bağlıdır." "Eğer bir kişinin düşünceleri, söze gerek kalmadan yeterli düzeyde ortaya konabiliyor olsaydı, ne gerek kalırdı ki konuşmasına." "Gülünç olan, insana rahatsızlık ya da zarar vermeyen bir kusur ve çirkinliktir." “Öğrenmek, sadece filozofların değil, diğer insanların da, daha az pay almakla birlikte, en çok haz aldığı şeydir.” "Öykünün birliği, kimilerinin sandığı gibi tek bir kahramanın çevresinde dönerek sağlanamaz; çünkü tek bir insanın yaşamında birçok, giderek sonsuz sayıda olay meydana gelir ve bunlar bir birlik oluşturmaz; tıpkı bir insanın girişeceği çok sayıda eylemin tek bir eylem oluşturmayacağı gibi."

Editör Puanı: 9/10

Okuyucu Puanı: 9/10

Yorum Sayısı: 0 yorum yapıldı.

Alıntı Sayısı: 0 alıntı yapıldı.

Yönetim Üzerine İki İnceleme

Yazar: John Locke

Kategori: Felsefe

İlk Basım Yılı: 1687

Yayınevi: Litera Yayınları

Özet: John Locke’un Yönetim Üzerine İki İnceleme adlı eseri, modern siyas...

Devamını Gör

Editör Yorumu: Locke’un Yönetim Üzerine İki İnceleme adlı eseri, bireysel özgürlük ve halk egemenliği kavramlarını derinlemesine ele alır. Bu görüşler, Amerikan ve Fransız devrimleri gibi büyük tarihsel olaylara ilham kaynağı olmuş ve modern demokrasilerin temel ilkelerini oluşturmuştur. Eser, doğal haklar ve toplumsal sözleşme teorisiyle bireyin haklarını öne çıkarırken, devletin otoritesini sınırlama gerekliliğini vurgular. Ancak Locke’un mülkiyet konusundaki görüşleri, kapitalist sistemin gelişimine zemin hazırladığı için bazı eleştiriler almıştır. Özellikle eşitsizliğin kaynağının özel mülkiyet olduğu görüşünde olanlar, Locke’un yaklaşımına mesafeli durmuştur. Locke’un, kadın hakları ve kölelik konularındaki sınırlı perspektifi de modern eleştiriler arasındadır. Ancak eserin, liberal düşünce tarihindeki önemi yadsınamaz. Locke, bireyin haklarını merkeze alan bir yönetim modeli önerisiyle, insanlık tarihine güçlü bir katkıda bulunmuştur.

Editör Alıntı: "Bütün dünya bir türlü konuşup başka türlü eylemde bulunuyor." "Allah'tan başka sığınacak yoktur." "Her nerede yasa sona erer, orada tiranlık başlar." "Kullanabildiğinden fazlasını istiflemek ahlâksızca olduğu kadar aptalcadır da." "Bir şeyin değerinin diğerinkinden farkını emek yaratır."

Editör Puanı: 8/10

Okuyucu Puanı: 9/10

Yorum Sayısı: 1 yorum yapıldı.

Alıntı Sayısı: 0 alıntı yapıldı.

Etika

Yazar: Baruch Spinoza

Kategori: Felsefe

İlk Basım Yılı: 1677

Yayınevi: Dost Kitabevi

Özet: Baruch Spinoza’nın "Etika" adlı eseri, Batı felsefesinin temel taşl...

Devamını Gör

Editör Yorumu: Spinoza’nın "Etika" eseri, felsefe tarihinde benzersiz bir yer tutar. Panteist yaklaşımı, Tanrı ve doğayı birleştiren radikal düşünceleriyle zamanının ötesinde bir vizyon sunar. Onun insan özgürlüğü üzerine görüşleri, modern etik ve siyaset teorilerine ilham kaynağı olmuştur. Eser, geometrik bir yöntemle yazıldığından, okuyucu için zaman zaman karmaşık ve ağır olabilir. Spinoza’nın soyut kavramlarla çalışması, eserin anlaşılmasını zorlaştırsa da, düşünce derinliği ve felsefi sistematiği, okuyucunun felsefeye olan bakışını derinden etkiler. Spinoza’nın duygular ve özgürlük üzerine görüşleri, günümüz psikolojisi ve kişisel gelişim anlayışlarına dahi ışık tutabilecek niteliktedir. Ancak, eser dinsel otoriteler tarafından büyük bir eleştiri almış ve Spinoza yaşamı boyunca aforoz edilmiştir.

Editör Alıntı: "Nerede aptal olacağını biliyorsan yeterince zekisindir." “Eğer biri başka biri tarafından sevildiğini düşünürse ve böyle bir sevgi için ona hiçbir neden sunmuş olduğuna inanmıyorsa, onu zorunlu olarak sevecektir.." "Aşırı değer verme, değer verilen kişiyi kolayca kibirli hale getirir." “İnsanın duygularını yönetmedeki ya da denetlemedeki acizliğine, "esaret" adını veriyorum.” "Her ne olursa olsun kendi varoluşunun bir nedenini bulamayan şey var değildir."

Editör Puanı: 9/10

Okuyucu Puanı: 9.5/10

Yorum Sayısı: 1 yorum yapıldı.

Alıntı Sayısı: 0 alıntı yapıldı.

Hakikatin Sineması

Yazar: Enver Gülşen

Kategori: Sanat

İlk Basım Yılı: 2005

Yayınevi: H Yayınları

Özet: Enver Gülşen’in "Hakikatin Sineması" adlı eseri, sinemanın felsefi,...

Devamını Gör

Editör Yorumu: "Hakikatin Sineması", sinemanın sadece bir eğlence ya da estetik deneyim değil, aynı zamanda hakikatin ifade bulduğu bir dil olduğunu savunur. Yazar, sinemanın hakikati yansıtma potansiyelini, Doğu ve Batı felsefi gelenekleri ışığında değerlendirir. Kitapta, Tarkovsky, Kieslowski gibi yönetmenlerin eserleri üzerinden, sinemanın derin metafizik ve manevi boyutları incelenir. Enver Gülşen, sinemanın hikaye anlatımı ve görsellik yoluyla insan ruhunu etkileyen bir güce sahip olduğunu vurgular. Bu bağlamda, sinemanın insanın içsel yolculuğunu ve evrenle olan bağlantısını anlamlandırmaya nasıl katkı sunduğunu tartışır. Ayrıca, İslam sanatları ve tasavvuf düşüncesi bağlamında sinemaya farklı bir bakış açısı getirir.

Editör Alıntı: "Modern düşünce kısa yollara meftundur. Ancak kısa yolların batışa, yok oluşa ve uçuruma sürükleyeceğini anlayabilecek algı kanallarını çoktan kapatmıştır." "Sinema, her sene bir ya da birden fazla film yapacağım türünden saplantıları olan; sanatın bir doğum ânına denk geldiğini unutup, saçma sapan prematüre, hatta sanal doğumlar icat eden; kurtlar sofrasına girmeyi reddetmek yerine o sofrada kurt olmayı tercih eden yönetmenlerin, kibirle, ortalıkta sanatçı diye dolaştığı bir ortamın işgali altında." "Hollywood sineması, seyircinin zevklerini tek yönlü olarak "eğitecek" ve sonra da verdiği eğitimin karşılığını her kuruşuna kadar geri alacak kadar devasa bir "big brother" aynı zamanda. Bu bağlamda beni asıl ilgilendiren, seyircinin zevklerinin tek taraflı manipülasyonu yoluyla köreltilip, bu körelmenin rant aracı olarak kullanılmasıdır." "İnsan çok derin bir varlıktır. O derinliğini anlayabilmek için çok uzağa bakmak gerekmez. Vicdana ve içine dönünce insan, uzayın derinliklerinde bulamayacağı bir derinlik bulacaktır kendi içinde." "İnsanlık çeşitlilikten tektipleşmeye doğru hızla yol alıyor. Tüm dünya bir Los Angeles'laşma süreci ile karşı karşıyadır."

Editör Puanı: 7/10

Okuyucu Puanı: 8.7/10

Yorum Sayısı: 0 yorum yapıldı.

Alıntı Sayısı: 0 alıntı yapıldı.

Sosyolojik Düşünce Geleneği

Yazar: Robert Nisbet

Kategori: Sosyoloji

İlk Basım Yılı: 1966

Yayınevi: Paradigma Yayınları

Özet: Sosyolojik Düşünce Geleneği (The Sociological Tradition) adlı eser,...

Devamını Gör

Editör Yorumu: Robert Nisbet’in bu eseri, sosyolojiyi bir disiplin olarak anlamak isteyenler için kapsamlı bir kaynak niteliğindedir. Kitap, sosyolojinin felsefi temellerini ve gelişim sürecini anlaşılır bir dille aktarır. Ancak, kitabın dili ve kullanılan akademik terimlerin zaman zaman ağır olabileceğini eleştrilebilir. Nisbet, sosyolojiyi sadece bir bilim dalı olarak değil, aynı zamanda bir düşünce sistemi olarak da ele alır. Bu yaklaşımı, sosyolojinin felsefi boyutunu kavramak isteyen okurlar için oldukça faydalıdır.

Editör Alıntı: "İnanç, derinlikli bir şekilde insanın sosyal ilişkilerinde kök salmıştır." "Ekmekten sonra insanların en fazla ihtiyaç duydukları şey, eğitimdir." "Aristokratik uluslar arasında, para, insanın geniş arzu halkalarından yalnızca birkaçına ulaşır; demokrasilerde ise herkese ulaştığı görülür." "Eşitlik arzusu, eşitlik gerçekleştikçe daha doymak bilmez bir arzuya dönüşür." "Her entelektüel gelenek için merkezi olan şey, o geleneğin kuşaktan kuşağa intikalini sağlayan ve insanın hümanistik ve bilimsel incelemesini içeren diğer disiplinler arasında ona kimliğini veren çekirdek ya da kurucu fikirlerdir."

Editör Puanı: 7/10

Okuyucu Puanı: 7.5/10

Yorum Sayısı: 0 yorum yapıldı.

Alıntı Sayısı: 0 alıntı yapıldı.

Edebiyat Yazıları 1

Yazar: Sezai Karakoç

Kategori: Edebiyat

İlk Basım Yılı: 1990

Yayınevi: Diriliş Yayınları

Özet: Edebiyat Yazıları 1 Sezai Karakoç’un edebiyat ve şiir dünyasındaki ...

Devamını Gör

Editör Yorumu: Karakoç’un ele aldığı konular, edebiyatın sadece estetik bir alan değil, aynı zamanda toplumsal bir misyonu olduğunu ortaya koyar. Karakoç, şiir ve edebiyatı bir diriliş hareketi olarak görür. Eleştirmenler, kitabın derinlikli ve titiz bir analiz sunduğunu belirtir; ancak, Karakoç’un dili yer yer ağır ve felsefi bulunabilir. Buna rağmen, Edebiyat Yazıları 1, Karakoç’un düşünsel birikimini ve edebiyata olan katkılarını gösteren önemli bir eserdir.

Editör Alıntı: "Geceye yenilmeyen her kişiye ödül olarak bir sabah ve bir gündüz, bir güneş vardır." "Öteki dünyayı anlama­yan, gerçekte bu dünyayı da anlamamıştır." "Şiiri anlamak kadar, hatta biraz daha zordur şairi anlamak." "Şair, kafasına üşüşen kelimeleri çarmıha gere gere ve kendisi de o kelimelerle birlikte çarmıha gerile gerile, doğum acıları içinde kıvrana kıvrana, şiirini biçimlendirir." "Bal bir kere bal oldu mu, hangi kaba konursa konsun, baldır."

Editör Puanı: 8/10

Okuyucu Puanı: 8.7/10

Yorum Sayısı: 1 yorum yapıldı.

Alıntı Sayısı: 0 alıntı yapıldı.

Niteliksiz Adam 3

Yazar: Robert Musil

Kategori: Edebiyat

İlk Basım Yılı: 1933

Yayınevi: Aylak Adam Yayınları

Özet: Niteliksiz Adam 3, Robert Musil’in 20. yüzyılın en etkili ve karmaş...

Devamını Gör

Editör Yorumu: Niteliksiz Adam serisinin üçüncü cildi, Musil'in entelektüel birikimi ve psikolojik gözlemlerini derinlemesine sergilediği bir metindir. Musil’in karakterleri, toplumun ahlaki çelişkilerini ve bireyin kimlik arayışını felsefi bir derinlikte irdeler. Eleştirmenler, Musil’in dilinin ve anlatım tarzının yoğunluğunu kimi zaman zorlayıcı bulsa da, bu özellikler esere entelektüel bir derinlik katmaktadır. Bu cilt, aynı zamanda insan doğasının içsel çatışmalarını, ahlaki değerlerin sorgulanışını ve toplumsal baskıları ustalıkla yansıtır. Musil’in modern toplumun birey üzerindeki etkilerini ele aldığı bu eser, edebiyat dünyasında önemli bir yere sahiptir ve okuyuculara geniş bir düşünsel perspektif sunar.

Editör Alıntı: "Dünyada bulunmanın bir gayesi olmalı. İnsan bir işe yaramalı. Yoksa her şey korkunç derecede karman çorman olur." "Bugün hala kitap yazıyorlar. Bu kitapların bir kıymeti olduğunu sanıyor musunuz? Ben sanmıyorum." "Bir insana muhtemelen, ancak çektiği ızdırabın aynısını bizzat yaşadıysanız yardım edebilirsiniz." "Sağdan soldan toparladığı iyisinden, kötüsünden türlü kitaplar okuyor ve sadece yemek yemek veya kestirmek için ara veriyordu." "İçimizdeki cehalet ise her şeyden daha çirkindir."

Editör Puanı: 7/10

Okuyucu Puanı: 9/10

Yorum Sayısı: 0 yorum yapıldı.

Alıntı Sayısı: 1 alıntı yapıldı.

Scroll to Top