Algoritmalar Yönetecek mi? Üç Ses, Bir Soru.

Yıllarca çok birimli operasyonlar yönettim. Bazen doğru kararlar aldım, bazen yanıldım. Ama her ikisinde de kafamda dönen sorular bitmedi. Son iki ayda bahsi geçen konularda birkaç kitap ve makaleler okudum, hepsi farklı kapıdan girip aynı odaya çıkıyor: Yönetici bir gün işlevsiz hale gelecek.

John Danaher açıkça söylüyor, algoritmanın işlediği milyarlarca parametre karşısında CEO’nun stratejik sezgisi değersiz bir yanılsamadır. Varoufakis daha da ileri gidiyor, kapitalizm öldü, yerine teknofeodalizm geçti, yöneticiler bu yeni düzenin geçici kahyalarıdır. Vitalik Buterin ise şirketi tamamen yeniden tanımlıyor: bina değil, insan değil, vizyon değil, blokzincir üzerinde koşan akıllı sözleşmeler bütünü.

Kod mutlaktır. Müzakere yoktur. İnisiyatif yoktur.

Okurken içimde üç ses çatıştı.

Birinci ses katılıyor.

Türkiye’de çok birimli operasyonlar yönetirken, operasyon verilen, kar-zarar tablolarına rapora baktım, toplantılara girdim. Ve şunu gördüm, yöneticilerin büyük çoğunluğu veriyi görmüyor, veriyi yorumluyor gibi yapıyor. Algoritmalar gerçekten daha hızlı, daha tarafsız, daha tutarlı. Yönetim sezgisi denen şeyin yarısı alışkanlık, diğer yarısı önyargı.

Belki de bu tablo kaçınılmaz.

İkinci ses katılmıyor.

Kod mutlaktır diyenler kodu yazan insanı unuttu. Buterin’in manifestosu henüz bir deney, sahada işleyen bir model değil. Danaher’ın algokrasisi laboratuvarda temiz görünüyor, insanın içinde bulunduğu kaotik gerçeklikte değil.

Yöneticisiz şirket güzel bir fikir. Ama müşteri şikayet ettiğinde, tedarikçi sözünü tutmadığında, ekip morali çöktüğünde, o an hangi algoritma devreye girecek?

Evet, belki bir gün algoritma buna da cevap verecek. Ama o algoritmayı kim yazacak, hangi değerlerle eğitecek, hangi soruyu sormasına izin verecek?

Sorun algoritmanın kapasitesinde değil. Sorun o kapasiteyi kimin şekillendirdiğinde.

Üçüncü ses ise şunu soruyor.

25 yıllık operasyon yönetiminden öğrendiğim bir şey var: en kritik kararlar verinin içinde değil, verinin sessiz kaldığı yerde alınır. Hangi müşteriyi tutmak için kuralı esneteceksin? Hangi çalışana bir şans daha vereceksin? Hangi rakamın arkasında gerçek bir sorun yatıyor?

Algoritma optimize eder. İnsan anlamlandırır.

Bu ikisi aynı şey değil.

Varoufakis haklı, sistemin mimarları kazanıyor. Bostrom haklı, karar alma hızında insan makinenin gerisinde kalacak. Aloisi haklı, dijital Taylorizm gerçek ve acımasız.

Ama şunu da söyleyeyim, tüm bu öngörüler yöneticinin ne yapmaması gerektiğini söylüyor. Peki ne yapması gerektiğini kim söylüyor?

Bence cevap şu, algoritmaya teslim olmamak da algoritmayı reddetmek de yanlış. Doğru olan, algoritmayı okuyan ama algoritmaya indirgenemeyen lider olmak.

Sistem mimarisi kurmak, evet. Ama o mimarinin içinde insanın nerede durduğunu bilmek de liderlik.

Kod mutlak değildir. Kodu kim yazdığı mutlaktır.

Siz ne düşünürsünüz?

Kaynaklar: John Danaher – Algocracy; Yanis Varoufakis – Technofeudalism; Vitalik Buterin – DAO yazıları; Antonio Aloisi & Valerio De Stefano – Your Boss Is an Algorithm; Nick Bostrom – Superintelligence

⚠ Uyarı: Bu içerikten alıntı yapılması halinde, sayfa URL’sinin kaynak olarak belirtilmesi zorunludur: https://cevvela.com/damlalar/yonetimin-infazi-algoritmalar-lider-olamaz/

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top