Dünya Tarihini Yeniden Düşünmek (Rethinking World History), Marshall Hodgson’un dünya tarihine yönelik eleştirel bir perspektiften bakarak geleneksel tarih anlatılarını sorguladığı bir eserdir. Hodgson, dünya tarihinin yazımında Batı merkezli yaklaşımların hakim olduğunu ve bu durumun, tarihsel gerçeklerin ve gelişmelerin yanlış yorumlanmasına yol açtığını savunur. Kitap, dünya tarihini Batı merkezli anlatılardan kurtarıp daha dengeli, çok merkezli ve kültürler arası etkileşimleri göz önünde bulunduran bir perspektifle yeniden düşünme çağrısında bulunur.
Hodgson, dünya tarihini geniş bir zaman diliminde ele alarak, insanlığın ortak tarihini oluşturan unsurlar üzerinde durur. Tarihi, sadece Batı medeniyetinin başarılarından ibaret görmek yerine, dünyanın farklı bölgelerindeki medeniyetlerin ve kültürlerin katkılarını değerlendirir. Özellikle İslam medeniyetinin dünya tarihindeki önemini vurgulayan Hodgson, bu medeniyetin Batı dünyasıyla olan etkileşimlerine dikkat çeker. Ona göre, İslam medeniyeti, sadece dini bir fenomen olmaktan öte, dünya tarihine büyük katkılar sağlamış bir uygarlıktır.
Kitap, dünya tarihinin bir bütün olarak ele alınması gerektiğini savunur ve Batı’nın tarih yazımında yarattığı kutuplaşmaların tarihsel gerçekleri gölgelediğini ifade eder. Hodgson, Batı’nın, Ortaçağ’dan itibaren Doğu dünyasıyla olan ilişkilerini ve etkileşimlerini göz ardı ettiğini ve bu durumun tarihsel anlayışları daralttığını belirtir. Bu bağlamda, dünya tarihi, birbirinden bağımsız bölgesel tarihlerin toplamı olarak değil, küresel bir perspektifle ele alınması gereken bir bütün olarak değerlendirilmelidir.
Hodgson ayrıca dünya tarihi yazımında kullanılan kavramları da eleştirir. Örneğin, “Doğu-Batı” ayrımının tarihyazımında nasıl derin etkiler bıraktığını ve bu ayrımın çoğu zaman gerçeklikten uzak ve taraflı bir bakış açısı sunduğunu tartışır. Bu tür kavramsal ayrımların, dünya tarihini parçalara bölerek yorumlamaya sebep olduğunu ve farklı medeniyetlerin birbiriyle olan bağlantılarının görmezden gelinmesine yol açtığını söyler.
Kitapta ayrıca, dünya tarihinin ekonomik, kültürel ve teknolojik gelişmeler açısından nasıl değerlendirileceği de önemli bir yer tutar. Hodgson, tarihin sadece siyasi olaylar ve savaşlar üzerinden okunmasının yanıltıcı olduğunu, bunun yerine toplumsal, kültürel ve teknolojik etkileşimlerin tarihsel süreçlerde oynadığı rolün daha fazla önemsenmesi gerektiğini vurgular. Dünya tarihinin yeniden düşünülmesi gerektiği çağrısını yaparken, farklı toplumların karşılıklı etkileşimlerinin tarihsel süreçlerin yönünü nasıl değiştirdiğini gözler önüne serer.
Hodgson’un en önemli katkılarından biri, İslam dünyasına verdiği özel önemdir. İslam medeniyetini dünya tarihindeki yerinden mahrum bırakmanın tarih yazımı açısından büyük bir hata olduğunu savunan Hodgson, İslam dünyasının Batı medeniyeti üzerindeki etkilerini kapsamlı bir şekilde ele alır. Ona göre, İslam medeniyeti, sadece İslam dünyasıyla sınırlı kalmamış, Asya, Avrupa ve Afrika’nın büyük bölümünü etkileyen küresel bir medeniyet olmuştur.
Kitapta Batı tarih yazımında yer alan “medeniyet” kavramı da ele alınır. Hodgson, medeniyetlerin izole ve statik yapılar olarak değerlendirilmesini yanlış bulur. Tarihin, birbirinden ayrı medeniyetler arasındaki etkileşimler üzerinden okunması gerektiğini belirtir. Küresel tarihin yazılmasında medeniyetler arası etkileşimlerin merkezi bir öneme sahip olduğunu ve dünya tarihinin birbirinden bağımsız değil, etkileşim içinde gelişen bir süreç olduğunu savunur.
Sonuç olarak, Marshall Hodgson, Dünya Tarihini Yeniden Düşünmek adlı eserinde, tarih yazımında Batı merkezli anlayışın eleştirilmesini ve dünyanın farklı bölgelerinin tarihe katkılarının daha fazla ön plana çıkarılmasını savunur. Dünya tarihine daha geniş bir çerçeveden bakma çağrısında bulunan Hodgson, tarihin sadece Batı medeniyetinin anlatısıyla sınırlandırılamayacağını, küresel etkileşimlerin ve karşılıklı ilişkilerin daha iyi anlaşılması gerektiğini vurgular.