Ivan Illich’in Okulsuz Toplum adlı eseri, modern eğitim sistemine karşı radikal bir eleştiri sunar. Illich, mevcut okul sistemlerinin bireyleri baskı altına aldığını, öğrenme süreçlerini kısıtladığını ve bireysel gelişimi engellediğini savunur. Ona göre, eğitim okul duvarlarıyla sınırlandırılmamalıdır. Eğitim, herkesin erişebileceği bir kamu malı olmalı ve bireyler kendi hızlarında, kendi ilgi alanlarına göre öğrenme fırsatına sahip olmalıdır.
Illich’in temel argümanlarından biri, okulların, kapitalist toplumlarda bireyleri belli bir standartta tutarak toplumsal düzenin sürdürülmesine hizmet ettiğidir. Bu kurumlar, eğitimde fırsat eşitliğini sağlamaktan ziyade, var olan sosyal hiyerarşiyi yeniden üretirler. İyi bir eğitim almanın, toplumsal sınıfları aşan bir özgürlük getirdiği varsayılsa da, Illich bu savı reddeder. Ona göre, eğitim sistemi bir tür tahakküm aracı haline gelmiştir.
İlginç bir diğer konu ise Illich’in eğitim araçlarına olan yaklaşımıdır. Ona göre, modern okullar sadece bilgi aktarımı için kullanılmaz, aynı zamanda sosyal normlar ve davranış kalıplarını da öğretir. Bu da bireylerin eleştirel düşünme yetilerini törpüler ve onları sistemin bir parçası haline getirir. Illich, öğrenme sürecini serbest bırakarak, bireylerin kendi öğrenme süreçlerini tasarlayabilecekleri bir sistem önerir. Bu, ‘serbest öğrenme ağı’ dediği bir modeldir. Teknolojinin yardımıyla bireyler, bilgiye kolayca ulaşabilir ve kendi öğrenme ağlarını kurabilirler.
Okulsuz Toplum, eğitim sistemini dönüştürmek için somut adımlar da önerir. Illich, eğitimin kamusal bir hak olduğunu savunur ve bireylerin kendi öğrenim süreçlerini yönlendirebilecekleri kaynaklara kolayca erişebilmesi gerektiğini vurgular. Bu bağlamda, bilgiye erişimin kolaylaştırılması, herkesin kendi potansiyelini gerçekleştirmesi için kritik öneme sahiptir. Kitapta önerilen bir diğer alternatif ise öğrenme merkezleri ve uzmanlarla bire bir yapılan bilgi paylaşımıdır.
Son olarak Illich, eğitim sistemlerinin, bireyleri belirli kariyer yollarına yönlendirdiği ve bireysel yeteneklerin gelişimini sınırladığını savunur. Ona göre, eğitim, bireyleri standardize etmek yerine onların bireysel yeteneklerini ve ilgi alanlarını geliştirmelidir. Bu da bireylerin hayat boyu öğrenme süreçlerinde daha yaratıcı, bağımsız ve eleştirel düşünmelerini sağlayacaktır.